15 Mayıs 2011 Pazar

Fincan Kahve Emirgan


Bu haftasonu ne yapalım ne yapalım diye düşünürken, birden aklımıza kahvaltı yapma fikri geldi. Hep böle bir plan yapıyoduk ama hiç fırsatımız olmamıştı. Herkesin tatil gününü ayarladık ve Emirgan da Fincan Kahve ye kahvaltıya geldik. Nasıl bir yer diye merak ediyoduk çünkü Emirgan, Arnavutköy ve Rumelihisarı arasında buraya gelmeye karar vermiştik.


Biz gittiğimizde havanın yağışlı olması nedeniyle bahçe ve üst kattaki açık alana oturamamış olsak da yine de güzel bir atmosferde kahvaltımızı yaptık.
Açıkcası kahvaltı olarak beni doyurmadı daha doğrusu bizi.. Ama kahvaltı menüsü geniş.
Kahvaltı tabakları, börekler, omlet çeşitleri, menemen, tost çeşitleri mevcut. Biz sadece kahvaltı tabağı aldık ama yine de kesemize bereket olsun, ziyadesiyle güzeldi :)





Fincan Kahve Şubeleri; 
Hergün 06:00 - 04:00 saatleri arasında hizmet veriyor.

Emirgan Fincan Kahve
Emirgan Sahili Sakıp Sabancı Caddesi
44/1 Sarıyer - ISTANBUL

Telefon : 0212 323 32 76
Fax : 0212 323 32 77




MİHRABAT KORUSU

Şu anda İstanbul'da olmak isterdim. 
Mihrabat Korusu'nun dar yollarında seninle
Yan yana, yana yana yürümek...
Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul'u.
 
Özdemir Asaf 




Şiirlere de ilham kaynağı olmuş bir yerdeyiz, Mihrabat Korusunda.


Kanlıca'nın bir diğer güzelliği de Fıstıklı yokuşundan körfeze inen alanda I. Mahmut zamanında kurulan ve padişahlar tarafından büyük ilgi gören Mihrabat Korusu'dur. Mihrabat Korusu'na, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılarak III. Ahmet'e armağan edilen Mihrabat Kasrı'nın adını verdiği iddia edilir. Ne yazık ki Mihrabat Kasrı yeniçeri isyanıyla bir hafta içinde yakılıp yıkılarak yok olmuştur. Mihrabat Korusu görkemli tarihine rağmen giderek küçülmüştür. Yahya Kemal'in gözlerden uzak saatler geçirmek için tercih ettiği Mihrabat Korusu, çeşitli yazar ve şairlere güzel manzarasıyla ilham kaynağı olmuştur.





İstanbul'un eşsiz boğaz manzarasını Kanlıca' nın tepesinden kuşbakışı olarak görebileceğiniz geniş bir alana kurulmuştur.
Gerçekten manzarası eşşiz bir güzellikte. Hem doğanın tam içindesiniz, yemyeşil ağaçlar, çiçekler, mis gibi orman havası hem de deniz ve boğaz manzarası. 
Daha ne isteyebilirsiniz ki..






 Hafta sonu farklı bir mekanda zaman geçirmek istiyorsanız Mihrabat Korusunda brunch ya da akşam yemeği deneyebilirsiniz. Hem manzaraya doyun, hem karnınızı doyurun :)

Eğlenceli günler.. 


Mihrabat Korusu

Adres:
Mihrabat Caddesi No: 50
Kanlıca
İstanbul


info@mihrabatkorusu.com 
 
Telefon: (0216) 425 86 16 Pbx
Fax: (0216) 322 36 48

14 Mayıs 2011 Cumartesi

BEYLERBEYİ

Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür. Çeşitli Batı üsluplarının Doğu üsluplarıyla kaynaştırıldığı sarayın iç mimarlığı, kullanım özellikleri açısından bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan geleneksel Türk evi planına benzerlikler gösterir. Harem ve Selâmlık olarak iki ana bölümden oluşan sarayda Selâmlık, donatım ve süsleme açısından Harem’den daha zengin tutulmuştur. Bodrum katı mutfak ve depo olarak kullanılan bir bölümü üç katlı olan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda bulunmaktadır. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri, orjinalleri Mısır’dan getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu halı ve kilimleri, Bohemya kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon, Fransız Yıldız vazoları görülmeye değer sanat yapılarının yalnızca bir bölümüdür.

Kanlıca' ya giderken Kadıköy den bindiğimiz otobüsle Beylerbeyi Sarayının önünden geçtik. Aynı anda üçümüz de de ampul yandı :) Buraya gelmeliyiz...
Kanlıca'ya gidip Kanlıca yoğurdu yedikten ve Mihrabat Korusunu gezdikten sonra dönüşte de Beylerbeyi Sarayına uğradık.

Tek kelimeyle bayıldık.
Sarayın içerisinde resim çekmek yasak olduğu için buraya resim koyamıyoruz .
 Ama çok ihtişamlı bir yer emin olabilirsiniz.
Sarayın içini görebilmek için rehberli grup turuna katılmak zorundasınız.



.

        Giderken tabiki fotoğraf makinalarınızı unutmayın. Bol bol fotoğraf çekilmek isteyebilirsiniz.


Beylerbeyi Sarayı Müdürlüğü, Üsküdar
Tel : (0216) 321 93 20-21
Faks : (0216) 321 93 22
Ücret: Tam: 8 YTL.(Cuma, Cumartesi, Pazar günleri halk günü olup 4 YTL alınmaktadır.)

UZUN AYRILIK İÇİN ÖZÜR

    Uzunca bir süre yoğunluktan dolayı bloga giremediğimiz, yazı gönderemediğimiz ve diğer herşey için özür dileriz. Bugünden itibaren yeniden bloga gelmiş ve yeniden amatörce gezi turlarımıza ve blog yazılarımıza geri döndük. Takip eden herkese teşekkür ederiz :)

30 Ağustos 2010 Pazartesi

BebeKk

  
Bir günde bir yer fikri bizi kesmiyor. Aynı gün içerisinde farklı farklı yerler görmek lazım diye Ortaköy turundan sonra bebek sahiline geçelim diyoruz. İstanbul da Avrupa yakasında lüks semtler sayalım desek ilk aklımıza gelicek semttir belki de Bebek. Elit bir kesimin bulunduğu bu semtte lüks binalar, cafeler, restaurantlara rastlamak kaçınılmaz tabikide. Ve emlak fiyatları tavan yapmış durumda.

Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi(bebek parkı) olarak anılması.













Bebek gezimize başlarken yolumuzun üzerindeki güzellikleri de görmek için yürüyerek gidiyoruz. Tabii daha sonra kavurucu sıcak ve sabahtan beri aldığımız bilmem kaçıncı su bitince artık devamını otobüs eşliğinde gitsek daha iyi olur deyip bulduğumuz ilk otobüsün İçine resmen kendimizi atıyoruz.Ve bir durak sonra iniyoruz :) tam zamanında binmişiz otobüse..
Neyse bebek durağında indikten sonra o harika deniz kokusunu derin derin içimize çektikten sonra yürüyüşümüze başlıyoruz. Sahil boyunca tekneler size yürüyüşte eşlik ediyor. Bol oksijenli ve deniz kokulu havayı soluyarak yürüyüş yapacağınız harika bir yer. Ya da paten kayabileceğiniz, ya da bisiklete binebileceğiniz. Anladınız siz.

Gitmişken sahil yolundaki bir bankta oturup o harika manzarayı seyretmeden geçmeyin.
Aklınızın tamamıyla boşalıp sizi bir an bile olsa dertlerinizi unutturup hayallere daldıracak bir yer. Ve en önemlisi Bebek sahilinden şöyle bir İstanbul’a bakmayı sakın ihmal etmeyin. Ne kadar muhteşem bir semt olduğunu tekrar ve tekrar anlarsınız.












İstanbul un en müstesna semtlerinden biri olan Bebek'in en meşhur yerlerinden biri Bebek parkıdır. Turist ilgisinin de yoğun olduğu bu parkta boğazın eşsiz manzarasına da şahitlik edebilirsiniz. İçerisinde Fuzuli nin heykelininde bulunduğu huzur verici bu parkta her yaz çeşitli şenlikler,eğlenceler yapılmaktadır.














29 Ağustos 2010 Pazar

KANLICA

Uzanıp Kanlıca' nın orta yerinde bir taşa
Gözümün yaşını yüzdürdüm hisar a doğru.. Ne güzel bir şarkıdır.
Şarkılara bile ilham olmuş bir semtimize gittik bugün de. Kadıköy den sürekli kalkan otobüsler var. Tam Kanlıca dan geçiyor. onlara binerek çok rahat gidebilirsiniz. Hem İstanbulluyuz ve Kanlıca da yoğurt yemedik daha. Neyse ki onu da yedikte rahatladık :)
Kanlıca İstanbul un Anadolu yakasında bulunan Beykoz a bağlı güzel mi güzel şirin mi şirin bir semt. Ve yoğurduyla meşhurdur. Boğaz’dan esen serin bir esinti eşliğinde meşhur Kanlıca yoğurdunun tadını çıkarabileceğiniz yerlerden biri İsmail Ağa Kahvesi. Kanlıca İskelesi'nin hemen yanı başında, şimdi ailenin üçüncü kuşağı tarafından işletilen İsmail Ağa Kahvesi, semtin demirbaşlarından biri...Biz de burada yoğurdumuzu yedik. Çok da memnun kaldık :)






Kanlıca sanki küçük bir balıkçı kasabası gibi, küçük ve içten bir yer. Biz sahilinin bu denli küçük olmasına şaşırmıstık açıkcası. Bir çarşı kısmı var hemen sahil girişinde. Standlarda takılar süperrrr bis çok begendikk, fiyat olarak da pahalı değil bir hatıra alabilirsiniz kendinize. Ben gittiğim yerlerden ufak da olsa bişeyler almayı çok severim de :)
Biraz tarihinden bahsetmek istiyoruz size Kanlıca'nın. 
Kanlıca'nın ismi konusunda çeşitli rivayetler vardır ama en çok kabul göreni zamanın Osmanlı sultanlarından biri bir gün emir vererek İstanbul'un havası en temiz semtinin bulunmasını ister. Nasıl ölçüleceği konusunda ise vezirlerinden yardım ister. Vezirlerden biri her semte kanlı et bulunana direklerin asılmasını ve en geç bozulan etin olduğu direğin havası en temiz semt olacağını söyler. Sultan emir verir ve Kanlıca büyük arayla birinci olur ve Osmanlı Sultanı bu semte Kanlıca ismini verir.(http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanl%C4%B1ca,_Beykozg)
Kanlıca yalılarıyla da çok meşhurdur. Tarihsel bir çok izle karşılaşmak mümkün orada. Çok ünlü bir camisi de İskender paşa camisidir.

İskender paşa
Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden olup, bostancıbaşılıktan bu göreve yükselmiştir. İskender paşa, osmanlı tarihinde "Magosa Fatihi" olarak da bilinmektedir. İskender paşa cami'nin bir diğer önemi Mimarının Ünlü Mimar Sinan olmasıdır
   


Kanlıca, eskiden beri mehtabıyla ve semtde düzenlenen eğlenceleriyle ünlüdür. 200 ya da 300 kayıkla Kanlıca koyundan Boğaza açılarak yapılan mehtap gezileri, bir çok romanın ve şiirin konusu olmuştur. Körfezin etrafını çevreleyen koru bülbül yatağı olduğundan, burada denize dökülen dereye "Bülbül deresi" adı verilmiştir. Burada ki bülbül dinlenceleri çok meşhurdur. Sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı bu mekanda dalyanların da kurulduğu tarihi kayıtlarda mevcutturBir diğer meşhur yeri de Mihrabat Korusudur. Bir yazımızda da sizlere Mihrabat korusundan bahsedicez. Araya sıkıştırılacak gibi bir yer değil çünkü.
















28 Ağustos 2010 Cumartesi

Ortaköy


          Keşke daha önceden bu istanbul turumuza başlasaydık diye dövünüyoruz çünkü öyle güzel yerler görüyoruz ki gerçekten aklımız şaşıyor. Hele ki Beşiktaş yıldız korusundan çıkıp ortaköy e doğru inerken bir manzara gördük biz yaşıyor muyuz yaa falan olduk :) Tam boğasa sıfır bir ev önünde hiçbir şey yok ve satılık. Önünde durup hem bir sürü fotoğraf çekildik hemde bu evin ne kadar olduğu hakkında teoriler ürettik hayaller kurduk, dertleştik evet resmen dertleştik diyebiliriz.Keyifli bir yürüyüşün ardından Ortaköy sahile geldik.

Gene müthiş bir yer..

Biraz tarihinden bahsedecek olursak; Ortaköy ün doğal güzelliği Osmanlı döneminde fark edilmiş ve o zamanlarda da bir çok padişah ve ünlü devlet adamlarına kapılarını açmıştır. Ortaköy de şu anda tam meydan da deniz kıyısında bulunan ve 1853 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış Ortaköy ün sembolü haline gelmiş Ortaköy Camii bulunmaktadır.

Ortaköy camii






Ortaköy, Beşiktaş ilçesine bağlı bir semttir. Kumpircileriyle çok meşhurdur. Gitmişken bu kumpirden yemenizi kesinlikle tavsiye ederiz.Karnınızı doyuracak büyüklükte ve nefiss..



Çok canlı, cıvıl cıvıl bir yerdir. Hediyelik eşya dükkanları, cafeleri, barları ve restaurantları ile günün her saatinde hareketliliğini korumakta olan bu semtte yaşamak bence çok güzel olurdu.Yalnız duyduğumuza göre trafik sorunu başa belaymış. Arabaları park etme konusunda çok sıkıntı çekiliyormuş. Çünkü park yeri sorunu varmış. Bu da ilk gidecek olanlara bizden bir tüyo olsun.








                                                                         Bakalım bir sonraki durağımızz neresiiii??








KaNyoN AVM

    Evet arkadaşlar bugun de gene daha önce gitmediğimiz bir yer bulduk ve taksimden metroyla levente geçip Kanyon a geldik. Sanki yıllardır İstanbul'da yaşamıyormuşuz okadar çok gezip görmediğimiz yer varmış ki ne yazmakla ne gezip görmekle biter.

     Kanyon resmi sitesinde yazdığına göre ''Kanyon, İstanbulluların kent içinde rahat nefes almaları, evlerinde keyifle yaşamaları, konforlu ofisinde yaratmaları, alışveriş ve eğlenceyi her gün yeniden keşfetmeleri amacıyla kurulmustur'' bunu böle bilin de gidin. Sanki her bütçeye hitap ederlerde.. Alışveriş için çok pahalı bir yer ateş pahasıda diyebiliriz.Gezmek,eğlenmek,bişeyler yemek içmek açısından gidilebilir. Sonradan hayal kırıklığına uğramayın bizden sölemesi..
   Mağazaların adlarının hepsi yabancı, kendinizi yurtdışında bir alışveriş merkezinde sanabilirsiniz.Dışarı çıkınca herşey gene normal :)


Ama bugüne kadar gördüğünüz hiçbir alışveriş merkezine benzemediğine eminim..Uzay üssüne benziyor içi :) Yapı olarak gerçekten çok güzel inşa edilmiş.





Alışveriş merkezinin üstü açık,mağazalara girmedikten sonra sokakta dolaşıyormuş gibi açıktasınız.
Yaz için güzel bir fikir ama kış aylarında bu bir dezavantaj olabilir.
Söz konusu olan semt Levent olunca her yerden gökdelenlerin görünmesi gayet doğal.

Kanyonun açılış gecesinden bir görüntü (www.kanyon.com.tr)

                                                                              
                                                                                 Başka bir gezide görüşmek üzere..


27 Ağustos 2010 Cuma

YıLdız ParKı



       Ne zamandır Yıldız parkına gitmek istiyordum. En sonunda gitmek kısmet oldu. Methini çok duymuştum açıkcası ama ama biraz boş övgüler gibi geldi. Çünkü çok bakımsız bir alan gördük çok büyük fakat çok cansız bir yeşillik..Laleleriyle ünlü yıldız korusuna biz zamanında gidemediğimiz için laleleride göremedik. Ama yine de ormanlık bir alanda yürüyüş için çok uygun bir yer olduğunu düşünüyorum. Biz de her zamanki gibi heryeri gezdik ayaklarımız acıyana kadar, yokuşları insanı çok yoruyor haberiniz olsun. Gezmek istiyorsanız rahat bir ayakkabı giymenizi tavsiye ederim. 

     Biraz yıldız parkından bahsedicek olursak ; İstanbul'un Beşiktaş semtinde bulunan tarihi bir parktır. Çırağan Sarayının karşısındadır. İçinde Malta ve Çadır Köşkü olmak üzere 2 adet köşkü bulunur.
   Malta Köşkü, restoranında Türk mutfağından dünya mutfağına, seçme lezzetleri birarada bulabileceğiniz köşkte, haftasonları brunch ve gün boyu açık büfe yemek servisi veriliyor. Fiyatları şehir merkezinde, denizli, manzara ve doğa ortamı için oldukça cazip.

Malta Köşkü

Size sunulan çayda bile kendinizi köşkte misafir edildiğinizi hemen anlıyorsunuz çünkü size porselen bir bardak ve yanında porselen demlikle çayınız geliyor. Çayınızı siz kendiniz dolduruyorsunuz ve doyumsuz manzarada afiyetle yudumluyorsunuz.
Çadır Köşkü

Çadır Köşkü, süsleme sanatının en ince özelliklerini taşıyan motiflerle süslüdür. İki adet şöminesi, uzun, yüksek, büyük pencere ve kapıları zamanırı mimari özelliklerindendir. Bu mekanlar, Saray mensuplarının günübirlik gezileri için seyir ve dinlenme yeri olarak kullanılmıştır.

İşte bizim objektifimizden bir kaç kare;

                            



Yıldız Korusu ve Köşklerini Beşiktaş-Ortaköy sahili yol üzerinde, Çıragan Sarayı karşısında bulabilirsiniz.